iltas50.sitemynet.com
http://arif.freeforums.org

http://alim.iphorum.com

http://kardelenler.freeforums.org

http://www.turkandiker.meb.k12.tr

http://kapadokyali.freeforums.org

http://ittifak.freeforums.org

ŞİFALI BİTKİLER EĞİTİM HİKAYELERİ 5.SINIF 4.SINIF BİLİYORMUSUNUZ 1. SINIF 6.SINIF ANA SINIFI

http://arif.freeforums.org

http://alim.iphorum.com

http://kardelenler.freeforums.org

http://www.turkandiker.meb.k12.tr

http://kapadokyali.freeforums.org

http://ittifak.freeforums.org

kardelenler

KAPADOKYALI

FORUM 1
(kapadokyalı eğitimci)

FORUM2
(ALİM.İPHORUM.COM)

ARİFLERİN YOLUNDAN GİTMEK İÇİN





EĞİTİMDE YEPYENİ GÖRÜŞLER
Eğitim uzmanı Yeni Zelandalı Prof. Dr. Barbara Prashnig, geleneksel öğretme yöntemleri ve eğitim uygulamalarının geçerliliğini kaybettiğini, özellikle ailelerin doğru sandıkları yanlış tutumlarının başarı yerine başarısızlık getirdiğini bildirdi.
Prashnig, bir dersanenin organizasyonunda konferans vermek üzere geldiği Adana'da, yaptığı açıklamada, sınıf içi disiplin sorunları, okula karşı genel negatif yaklaşım ve öğrenme bozukluklarının öğrencilere uyumlu öğretme teknikleri yardımıyla giderilebileceğini belirtti. Yapılan araştırmaların, dünyadaki 10 popüler fakat eski inancın kesin doğruluğunu çürüttüğünü, doğru olduğu sanılan yanlış öğretme yönlendirmelerinin öğrenciyi başarısızlığa ittiğini vurgulayan Prashnig, şunları söyledi:
''Öğrencilerin masada ya da sırada dik bir şekilde oturduklarında daha iyi öğrendikleri düşünülüyordu oysa araştırmalar, pek çok kişinin resmi olmayan ortamlarda daha iyi öğrendiğini gösteriyor. Hemen hemen bütün sınıflarda tahta ya da plastik sıra ve sandalyeler bulunuyor. Bu stil, sürekli hareket etme ihtiyacı, rahatsızlık ve yorgunluğa neden olur. Sırada dik bir şekilde oturmak gençlerin öğrenmeye daha açık olmalarını sağlamaz. ABD'de liselerde yapılan bir araştırmada, lise öğrencilerinin yastık, divan ve yumuşak halılar üzerinde oturduklarında matematik ve İngilizce derslerinde daha başarılı oldukları görülmüştür.''
''SESLİ ORTAMLAR''
Prashnig, eskiden öğrencilerin yoğun aydınlatılmış ortamlarda daha iyi öğrendiklerinin düşünüldüğünü vurgulayarak, ''Oysa, araştırmalar pek çok öğrencinin loş ışıklı ortamlarda daha iyi öğrendiğini ve yoğun aydınlatılmış ortamların öğrencilerin kendisini huzursuz hissetmesine ve hiperaktif olmasına neden olduğunu gösteriyor'' dedi.
Öğrencilerin çok sessiz ortamlarda daha iyi öğrendikleri tezinin de çürütüldüğüne dikkati çeken Prashnig, ''Araştırmalar, pek çok öğrencinin müzikli ortamlarda çalıştıklarında daha iyi düşündüğünü ve hatırladığını göstermiştir'' diye konuştu. Prashnig, gürültülü ortamın yanı sıra çok sessiz ortam isteyen öğrencilerin de olduğunu, yaş büyüdükçe gürültü ihtiyacının azaldığını ifade ederek, şöyle devam etti:
''Bir de öğrencilerin zor konuları daha uyanık oldukları sabah saatlerinde daha iyi öğrendikleri düşünülüyordu. Oysa, dünyada birçok okulda sabah saat 09.00 ile 10.00 arasında yeni bir şey öğretilmemekte, bunlar öğleden sonraki derslere bırakılmaktadır. Öğrenciler, öğrenirken hareketliliğe de ihtiyaç duyarlar. Bir kişinin uzun süre aynı pozisyonda bulunmasının rahatsızlık vermemesi mümkün değil. Bu nedenle ders arasında öğrenci, sağ eliyle sol ayağına, sol eliyle sağ ayağına vurarak hareket etmeli.''
BIRAKIN YESİNLER
Prashnig, yine pek çok öğrencinin bir şeyler öğrenirken atıştırmalarına, sakız çiğnemelerine, bir şeyler içmelerine izin verildiğinde daha iyi konsantre olduklarının araştırmalarla ortaya konulduğunu vurgulayarak, ''Bırakın yesinler, nasıl öğreniyorlarsa öyle davransınlar'' dedi.
Prashnig, okullarda öğrencilerin, öğrenme stillerini değerlendirir, öğretmenlerini sınıf içindeki farklılıklarla ilgili eğitir, aileleri ise çocuklarının doğru öğrenme ihtiyaçlarıyla ilgili bilgilendirirlerse daha az öğrenci hayal kırıklığına uğrar ve akademik alandaki başarısızlıkları azalır'' dedi.

''MUTLULUK' IÇIN 14 ÖNERI''
1. Tebessüm gösterin
Evliliklerde en çok yaşanan sıkıntıların başında eşlerin birbirlerine karşı asık suratlı ve somurtkan bir tavır sergilemeleridir. Asık bir surat, baskılanmış öfke ve sıkıntıların su yüzüne çıkmasına yardımcı olur. Asık bir surat negatif enerji yayar. Evinizi soğuk bir ortama çevirir. Halbuki güleryüz ve tebessüm, muhabbetin kaynağıdır. Muhabbet, bizi mutlu edecek yegâne ilaçtır. Eşinize karşı tebessüm göstermek zor olmasa gerek

2. Eşinizin ellerinden tutun
El ele tutuşmanın stresi azalttığını biliyor muydunuz? ABDde evli çiftler üzerinde yapılan bir araştırmada eşlerin birbirlerinin ellerini tutmasının sinirlerin fark edilir bir şekilde gevşemesine sebep olduğu görülmüş. Siz de eşinizin elini tutun. Duygularınızın daha rahat ortaya çıktığını göreceksiniz.

3. Sevdiğinizi sözle ifade edin
Sevgiyi ifade etmek kadınlara oranla erkekler için çok daha zordur. Erkekler sevdiklerini söylemezler. Hanımlar da genelde bundan şikayet eder. Halbuki biz Müslümanlara Peygamber Efendimizin (sas), Mü&min, mümin kardeşini sevdiğini söylesin. tavsiyesi vardır. Müslümanlara söylememiz gereken sözleri eşimizden niye esirgeyelim ki? Sevdiğinizi söylemek erkeklere bir şey kaybettirmez

4. Birlikte dua edin
Eşinizle oturun ve ellerinizi açın, birbiriniz için sesli dua edin. İçinizden geldiği gibi sözcükleri sıralayın. Dua etmek istediğinizden emin değil misiniz? O zaman bunun yerine sahip olduğunuz nimetleri saymayı deneyin. Her gün başınıza gelen üç iyi (büyük ya da küçük) şeyi yazın ve Bu iyi şey neden gerçekleşti? diye sorun. Araştırmalar bunu yapanların üç ay sonra ciddi derecede daha mutlu hale geldiklerini gösteriyor. 30 yıl boyunca duanın gücünü araştıran Harvardlı bilim adamı Dr. Herbert Benson, bütün dua etme biçimlerinin stresi yatıştırdığını, bedeni sakinleştirdiğini ve şifalı bir gevşeme tepkisi uyandırdığını söylüyor. (Ömrünüzü Uzatın, Sally Brown Optimist)

5. Eve gelir gelmez pijamalarınızı giymeyin
İnsanlar, işe ya da bir gezmeye giderken güzel giyiniyor ve süsleniyor. Ama eve gelince hemen rahatlamayı düşünüyor, pijamalarını giyip öyle oturuyor. Bazı eşler neredeyse uzun süre birbirlerini iyi giyimli görmüyor. Eşler, işleri, dostları için giyindikleri, süslendikleri kadar eşleri için giyinip-süslenmiyor. Erkekler, eve gelir-gelmez pijamalarınızı giymeyin. Hanımlar, eşinizin geleceği saatte siz de neden güzel giyinmiyorsunuz?

6. Bayanların doğum gününü, evlilik yıldönümünü unutmayın
Hanımlar, evlilik yıldönümü, doğum günü gibi özel günlerde çok hassastır. Hatta ilk tanıştığınız günü, nişan gününü, evlilik kararını aldığınız günü bile sorabilir. Erkekler genelde özel günleri unutmaya meyillidir. Siz en azından doğum ve evlilik yıldönümünü unutmayın.

7. Sevgi notları bırakın
Eşinizin görebileceği yerlere sevgi notları bırakın. Evde minik kâğıtlara minik sözler yazıp kimsenin ulaşamayacağı (size özel yerler olursa iyi olur) yerlere bu mesajları bırakın. Sevginizi ifade etmek, bu duygunun beslenmesine vesile olacaktır.

8. Gezmeye gidiyormuş gibi giyinin, evde oturun
Eşlerin iyi giyinmesi, süslenmesi ve birbirlerine değer verdiklerini hissettirmeleri çok önemlidir. Ama bugün bu ters işliyor. İş ve arkadaşlar için iyi giyinilirken, eşler birbirlerine bu yönde değer vermezler. Siz de haftada bir gün güzelce giyinin; ama dışarı çıkmayın, evde baş başa vakit geçirin.

9. Emir kipiyle değil rica kipiyle konuşun
Emretmek, bütün konuşmalarda emredici bir üslup kullanmak hitap ettiğimiz kişiyi rencide eder. Bu, eşimizse daha da üzücü olur. Emir kipiyle konuşmak yerine, rica etmeyi denemek size ağır gelmemeli. Bu bizden bir şeyleri alıp götürmez. Bilakis bize daha da saygınlık kazandırır. Üstelik eşimizin bizim gerçekten hayat ortağımız olduğunu göstermiş oluruz.

10. Sabah kahvaltılarını beraber yapın
Evlilik hayatında eşler arasına iş ve çocuklar girdiğinde karı-kocanın görüşmeleri bile neredeyse asgariye iner. Siz bunun için ailenizin birlikte olduğu zaman dilimlerini iyi değerlendirin. Bu zaman dilimlerinden biri de sabah kahvaltılarıdır. Uyku mahmurluğunu yenip, eşinizle biraz da erken kalkıp kahvaltıda muhabbet etme fırsatı bulabilirsiniz.

11. Dışarıda baş başa yemek yiyin, aynısı evde daha az maliyetli olur diye düşünmeyin
Özellikle çocuk sahibi olan çiftlerin en önemli sorunlarından biri, kendilerine vakit ayıramamalarıdır. Bütün gün çocukla işle uğraşmak anne ve babayı yorar. Bir saat de olsa çocukları bir yakınınıza emanet edip, eşinizle dışarıda yemek yemek size güç katacaktır. Aslında ihtiyacınız olan, dışarıda yemek yemek değildir. Ama bu size farklı bir ortamda, yalnız konuşabilme, birbirinize vakit ayırma fırsatı verecektir.

12. Eşinizi kapıdan duayla uğurlayın
Özellikle ev hanımları sabah erken kalkmada zorluk yaşıyor ve eşlerini göndermeyi bir vazife addetmiyorsa, bunu bir daha düşünmeliler. Eşinizi kapıdan uğurlamak onun kalbinin bir yarısını evde bırakmasına vesile olur. Hele eşinize,Biz açlığa dayanırız; ama ateşe dayanamayız. Bize helal rızık getir. Allah işini rast getirsin... demek onu helal kazanca motive eder.

13. Eşinizin ailesine muhabbetle davranın
Eşlerin birbirlerinin aile yakınlarına söyledikleri hoş olmayan sözler, eşlerin duygularını da etkiler. Sizin hanımınızın amcasına ya da hanımınızın sizin ablanıza ima yollu da olsa söyleyeceği sözler, eşlerin kalplerindeki muhabbeti sarsar. Siz sevginize, başkaları yüzünden zarar vermeyin. Eşinizin ailesine gösterdiğiniz muhabbet, eşinizin size göstereceği muhabbeti de artıracaktır.

14. Hitap ederken güzel sözler kullanın
Eşlerin birbirleri hakkında ima edici, itham edici, yargılayıcı, denetleyici sözler sarf etmesi ve bunun davranışlarla da yapılması hep olumsuz sonuçlar doğurur. Eşlerin birbirine güvenini silip atar. Evlilikte güven kalktığı zaman da huzursuzluk başlar. İtham edici tavırlar, sen bana göre değilsin mesajı verir. Bu tavırlar sevgiyi öldürür.

ALEMİN HALİ BUDUR ETME ŞİKAYET OL HAMUŞ
GAH NASİBİ AYŞ OLUR HALKI CİHANIN GAH NUŞ
GEÇME TESLİMİ RIZADAN VARİSE BAŞINDA HUŞ
HALİNE ŞÜKRET ARİFİDEN BU PENDİ EYLE GUŞ
VUSLATA HANDAN OLUP HİCRAN İÇİN ÇEKME ELEM
BÖYLEDİR AHVALİ ALEM GAH ŞADİ GAH GAM

habere ulaşmanın kolay yolu

ŞİİR SEVERMİSİNİZ FLASH GÖRÜNTÜLERLE MÜKEMMEL OKUNMUŞ ŞİİRLER HEM YAZI İLEDE TAKİP EDEBİLİRSİNİZ.

arkadaşlar bilgisayarınızda iyi bir ingilizce almanca fransızca ve daha birçok dilde çeviri yapan bir program olsun istemezmisiniz ama çok değişik ve çok kullanışlı tek kusuru trial yinede bir deneyin tekrar tekrar indirirsiniz beğenirseniz tabi ama ben çok beğendim

ARKADAŞLAR DÜNYANIN 24 SAATLİK DÖNÜŞÜNÜ HİÇ FLASH OLARAK GÖRDÜNÜZMÜ?

ARKADAŞLAR BÜTÜN SINIFLARIN 2006-2007 ÖĞRETİM YILININ YILLIK VE GÜNLÜK DERS PLANLARI BAŞKA YERDE ARAMAYIN TAMAMI

ARKADAŞLAR LÜTFEN AÇILMAYAN LİNKLERİ HABER VERİRSENİZ SİZLERE DAHA İYİ HİZMET VEREBİLİRİM

Gelinciğin Vefâsı

Bir köyde, Kocası, çocuğu doğmadan ölmüş, tek başına yaşayan hamile bir kadın kendisine arkadaş olması açısından dağda yaralı olarak bulduğu bir gelinciği evinde beslemeye başlar... Gelincik kadının yanından bir an bile ayrılmaz. Her ne kadar evcil bir hayvan olmasa da, oldukca uysallaşır. Bir kaç ay sonra kadının çocuğu doğar. Tek başına tüm zorluklara göğüs germek ve yavrusuna bakmak zorundadır. Günler geçer. Ve kadın bir gün bir kaç dakikalığına da olsa evden ayrılmak ve yavrusunu evde bırakmak zorunda kalır. Gelincikle bebek evde yalnız kalmışlardır. Aradan biraz zaman geçer ve anne eve gelir. Gelinciği ve kanlı ağzını görür. Anne çıldırmışçasına gelinciğe saldırır ve oracıkta öldürür hayvanı. Tam o sırada içerdeki odadan bir bebek sesi duyulur. Anne odaya yönelir.
Ve odada beşiği, beşiğin içindeki bebeği ve bebeğin yanında duran parçalanmış bir yılanı

tek soruluk anket


Dünya çapında bir anket yapılmış;. Sadece bir soru sorulmuş:
"Lütfen dünyanın geri kalan kismındaki yiyecek eksikliğine bir çözüm ile
ilgili kisisel görüşünüzü dürüstçe belirtiniz." Anket büyük bir başarıisızlıkla sonuçlanmış. Çünkü;
* Afrika'da insanlar "yiyecek" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.
* Batı Avrupa'da insanlar "eksiklik" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar
* Dogu Avrupa'daki insanlar "kişisel görüş"ün ne anlama geldigini bilmiyorlar.
* Orta Dogu'da insanlar "çözüm"ün ne anlama geldiğini bilmiyorlar.
* Güney Amerika'daki insanlar "lütfen" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.
* Israil'deki insanlar "dürüstlük" kelimesinin ne anlama geldigini bilmiyorlar.
* Ve Amerikada'ki insanlar "dünyanın geri kalan kısmi"nın ne anlama geldiğini bilmiyorlar.



OKULUMUN SİTESİ

FORUM 4
(KAPADOKİ.İPHORUM.COM)

FORUM 5
(ARİFLER.YFORUM.NET)

KARDELENLER

KAPADOKYALILARIN SİTESİ





20 ülkenin istihbarat birimi tefsir yazıyor
ABDnin Florida eyaletinin St. Petersburg kentinde 4-7 Mart tarihleri arasında çok önemli iki önemli toplantı gerçekleşti. Biri 4-5 Mart tarihleri arasında entelektüeller arasında yapılan bir toplandı idi. Diğeri ise yine aynı yerde 5-7 Mart tarihleri arasında 20 ülkenin istihbaratı arasında yapılan toplantıydı. Her iki toplantı da Secular Islam Summit / Seküler İslam Zirvesi adı altında gerçekleşti.
--------------------------------------------------------------------------------
Batının İslama karşı saldırısı aralıksız her alanda devam ediyor.Terörizm ya da radikalizm ile mücadele bu saldırıların üzerine gerilmiş bir kılıf. Hani İslam dünyasını çok iyi tanımasak/bilmesek, dünyayı Müslümanların kana buladığını düşüneceğiz neredeyse. Propagandaları çok güçlü. İstihbarat ağları çok geniş. Onlar yani batı İnsan hakları savunucusu, İslam dünyası insana değer vermeyen bir alem!
İşgaller, sömürüler, katliamlar, gizli hapishaneler ve talan yetmiyormuş gibi batılıların bir de İslam tellallığına soyunmaları yok mu? Tahrif ve karalamaları işe yaramayınca bu kez İslam müdafiliğine soyunurlar. Güya hedefleri İslam reformun gerçekleşmesine yardımcı olmakmış ya da İslamın uslanmasına destek sağlamakmış. Akademilik ve araştırmacı anlayış ekseninde Kuran, Hadis, Fıkıh ve Hz. Peygamber hakkında çok cüretkâr açıklamalarda bulunurlar. Bu görüşlerinin İslam dünyasında revaç bulması için istihbaratlar aracılığıyla yayınevleri kuruyorlar, dergiler, gazeteler açıyorlar, entelektüellere maddi-fikri desteklerde bulunuyorlar ve daha neler neler Her ne kadar bu saldırılarını gizli tutuyor olsalar da, tarih boyunca İslam düşmanlarının uyguladıkları metodlar hep aynı olduğundan gözden fazla bir şey kaçmıyor. Sloganları aynı, cehreleri aynı, kinleri aynı, tamtamları aynı ve kısacası silahların ya da gücün şemsiye altında eşek gibi anırmaları, hep o kulakları tırmalayan sesten başka bir şey değil
Sözü burada fazla gündeme getirilmeyen bir toplantıya getirmek istiyorum. ABDnin Florida eyaletinin St. Petersburg kentinde 4-7 Mart tarihleri arasında çok önemli iki önemli toplantı gerçekleşti. Biri 4-5 Mart tarihleri arasında entelektüeller arasında yapılan bir toplandı idi. Diğeri ise yine aynı yerde 5-7 Mart tarihleri arasında 20 ülkenin istihbaratı arasında yapılan toplantıydı. Her iki toplantı da Secular Islam Summit / Seküler İslam Zirvesi adı altında gerçekleşti. Araştırma merkezleri, araştırmacılar ve uzmanlar bu toplantıya çalışmaları ve araştırmaları ile büyük destek vermek için canhıraş uğraştılar.
Zirve son günlerde basında çıkan bazı açıklamalar neticesinde bölündüler veya azalıyorlar dediğimiz Amerikalı Neo-conlar (Yeni Muhafazakârlar) yani aşırı sağcıların gözetiminde düzenlendi. Toplantıyı düzenleyen en bariz kişilerden biri ABDdeki Irak savaşını başlatanlardan olarak bilinen neo-con düşünce ekolünün önde gelen İran uzmanı Michael Ledeen idi. Dördüncü Dünya Savaşı" ifadesini ilk kez kullanan zatlardan olan Michael Ledeen, American Enterprise Institute / Amerikan Girişim Enstitüsünde uzman olarak da çalışmaktadır. Konferansın bir başka destekçisi ise Demokrasi için Avrupa İnisiyatifidir. Demokrasiyi savunan bu Avrupa müessesi de yeni muhafazakârların gölgesi altında iş yapmaktadır. Neo-conların fikir babalarından The Weekly Standard dergisi editörü William Cristol de bu zirveye öncülük edenler arasında idi. Ayrıca bu toplantının destekçileri arasında Eski ABD Savunma Bakan Yardımcısı Frank Gaffney de vardı. Zaman zaman Washington Timesa makaleler yazan Frank Gaffney,Center for Security adlı kuruluşun Başkanı ve CEOsu. Center for Security İsrailin sağ-kanat siyasi kesimlerine çok yakın ve neo-con eğilimleri olan bir kuruluş olarak biliniyor.
İslam aleminden toplantıya katılanlar ise bildik ve tanıdık simalar. Kendilerini laik olarak isimlendiren bu cenahtan özellikle İsrailin Filistine işgaline sessiz kalan ya da destek olan, İslam konusundaki bilgisizliklerine/cehaletlerine rağmen bu konuda cüretkâr açıklamalarda bulunan ve kendi kültürleri ile ciddi savaş içinde olanların seçilmesi ise dikkati calipti. Toplantıya iştirak eden isimlerden bazısının adları ise şöyle: Ayaan Hirsi Ali, Magdi Allam, Mithal Al-Alusi, Shaker Al-Nabulsi, Nonie Darwish, Afshin Ellian, Tawfik Hamid, Shahriar Kabir, Hasan Mahmud, Wafa Sultan, Amir Taheri, Ibn Warraq, Manda Zand Ervin, Banafsheh Zand-Bonazzi. Zirveye iştirak eden kişilerin ülkeleri ise şunlar: Mısır, Suudi Arabistan, İran, Irak, Ürdün, Pakistan, Bangladeş, Tunus vb
Her iki toplantıda tartışılan en önemli ana başlıklar şunlar: Kuranın tenkidine duyulan acil ehemmiyet, Modern İslam, Modern üslup çerçevesinde Kuran-ı Kerimin yeniden tefsiri, Kuranın sekülerleştirilmesi, Cihad, Hilafet, Şii-Sünni çatışması, Radikalizm ile Mücadele ve İslam dünyasında ifade özgürlüğü. İstihbarat birimlerinin önümüzdeki günlerde modern dünyaya ve batıya hitap eden Kur'an mealleri ve tefsir çalışmalarının yoğunlaşması üzerinde duracakları bildirildi.
İslam aleminden gelen entelektüellerin iki günlük tartışmalarının ardından sonra bu kez istihbarat birimleri benzeri konuları masaya yatırdı. 20 ülkenin istihbarat uzmanlarının katıldığı toplantıya ilk iki günlük toplantıya katılan aydınlarda katılmıştı. Burada şunu görüyoruz düşünce kuruluşları, araştırmacılar ve istihbarat birimlerinin birbirlerine nasıl hizmet ettiklerini. Ki hep yapılan gelen bir şey lakin ilk kez bu kadar açıktan yapılıyor olması insanın dikkatini çekiyor.
Toplantı sonrası açıklanan o cafcaflı sloganların altından İslam ile savaştan başka hiçbir şey yatmıyor maalesef. Bu dezenformasyonunun yanı sıra siyasi baskılar, askeri tehditler ve ekonomik ambargoların tek hedefi var: İslam dünyasının ABDdeki aşırı sağcı idarenin hizmetine amade kılınmasıdır.
Şimdi tüm çalışmalar neticesinde 11 Eylül olaylarından sonra İslam ve Hz. Peygamber aleyhine yürütülen çalışmaların şöyle bir göz önüne getirin. Amerikan Başkanının da bazen sarfettiği sözcükler ile buna katılışını anımsayın: Haçlı Seferi, İslami Faşizm gibi Katolik kilisesi liderinin İslam ve Hz. Peygamber hakkında serdettiği kelimeleri bir düşünün Yine İslam dünyasındaki bunların borozonlarını düşününün: Ey İslamcılar ama ya da fakat deme hakkınız yok, şiddetten uzak durun, giyim ve kuşamınıza önem verin, bir batılı gibi olun yoksa sonunuz Iraktaki, Afganistandaki, Filistindekiler gibi olur, karışmayız haaaaa!!!.. Bu süper güce sırtını dayamış korkanların, münafıkların üslupları Sahi Kuran-ı bunları ne güzel tasvir ediyor
Bunlara, Yeryüzünde fesat çıkarmayın denildiğinde,Biz ancak ıslah edicileriz! derler. İyi bilin ki, onlar bozguncuların ta kendileridir. Fakat farkında değillerdir. Onlara,İnsanların inandıkları gibi siz de inanın denildiğinde ise, Biz de akılsızlar gibi iman mı edelim? derler. İyi bilin ki, asıl akılsızlar kendileridir, fakat bilmezler. İman edenlerle karşılaştıkları zaman, İnandık derler. Fakat şeytanlarıyla (dostlarıyla) yalnız kaldıkları zaman, şübhesiz, biz sizinle beraberiz. Biz ancak onlarla alay ediyoruz derler. Gerçekte Allah onlarla alay eder (alaylarından dolayı onları cezalandırır); azgınlıkları içinde bocalayıp dururlarken onlara mühlet verir. (Bakara/11-15)
Bilinmeli ki, İslama yönelik bu kültürel savaşın arkasında tamamen aşırı Siyonist-Hıristiyan sağcılar bulunmaktadır. Bunun için her türlü alet-edavat ve üslubu kullanmaktadırlar. Post-sömürgeci simsarları olan işbirlikçilerini kullanmayı asla göz ardı etmezler. Hedefleri belli; İslamı durdurmak. Baskılarının arkasında İslami eğitim kaynaklarını kurutmak, kültürel işgalin başarılı olmasını sağlamak ve kötü ahlakın yaygınlaşmasını sağlamak gibi amaçlar var. Tüm bu saldırılarının arkasında bundan başka hiçbir neden yok.
Geçtiğimiz yıllarda ortaya attıkları Gerçek Furkan adlı çalışmaları tutmayınca bu kez Kuran üzerine yapmak istedikleri oyunları ile kültürel savaşlarını devam ettirmek istiyorlar. Evet bu onların planları fakat yüce Allah onların bu tuzaklarını başlarına geçirecektir,Onlar tuzak kuruyorlar. Allah da tuzak kuruyordu. Allah tuzak kuranların en hayırlısıdır (Enfal/30)

Yine yüce Allah yine Kuran-ı Kerimde şöyle buyurmaktadır:Kur'an-ı biz indirdik, elbette yine onu biz koruyacağız. (Hicr / 9)
-----------------------
Her iki toplantı hakkındaki detaylı bilgiye http://www.secularislam.org ve http://www.intelligencesummit.org/ linklerinden ulaşabilirsiniz. Zirvede yayımlanan ortak deklarasyonu ise aşağıda olduğu gibi yayımlıyoruz:

St. Petersburg Deklarasyonu
Biz laik Müslümanlarız ve Müslüman toplumların laik insanlarıyız. Biz inananlarız, şüphe duyanlarız, inanmayanlarız, büyük bir mücadeleyle bir araya getirilmişiz, Batı ile İslam arasına değil, özgür ve özgür olmayan arasına.

İnsan vicdanının zedelenemez özgürlüğünü tasdik ederiz. Tüm insanların eşitliğine inanırız. Devlet işlerinden dinin ayrıldığına inanır ve evrensel insan haklarının uygulanmasına raiyet ederiz.

İslam öncesi ve İslam toplumlarının zengin tarihlerinde özgürlük geleneklerini, rasyonelliği ve hoşgörüyü buluruz. Bu değerler doğuya veya batıya ait değildir; bunlar insanoğlunun ortak ahlaki değer mirasıdır.

Kolonicilik yoktur, ırkçılık, insan haklarını ve aklını aşağılayan veya eleştiren İslami uygulamalar adına İslamofobi diye bir şey yoktur.

Biz dünya devletlerini

Şeri kanunları, fetvaları, dini kuralları ve her çeşit devlet eksenli dini ve buna karşı olan tüm cezaları ve kehaneti Evrensel İnsan hakları beyannamesinin 18. maddesi gereğince kadın sünneti gibi, onur zedeleyici, çarşafa, evliliğe zorlayıcı ve daha ötesi kadının sindirilmesine şiddet ve zorbalıktan cinsiyet ve azınlık türlerini korumaya, laik eğitimin reform edilmesi ve Müslüman olmayanlara karşı hoşgörünün öğretildiği ve tüm açık görüşlülüğüyle tüm mevzuların tartışılabildiği bir ortam çağrısında bulunuyoruz.

Güce aç insanoğlunun hırs ve totaliter yaklaşımından İslamın azad edilmesini talep ediyoruz.



İslamın kaynak ve originlerinin korkusuzca araştırılması ve üzerinde durulması için bir araya gelmiş korkusuz akademisyenler ve düşünürleriz ve medya kurumlarınca özgür ve bilimsel içerikli çok kültürlü çeviri yayınlarının olmasını arzuluyoruz.
İnanan Müslümanlara şunu diyoruz: kişisel bazlı İslam inancı ve politik doktrinde soylu bir gelecek yoktur. Hristiyanlara, Yahudilere, Hindulara, Bahailere ve İslam harici tüm dinlerin mensuplarına ve toplumlarına sizinle eşit ve özgür vatandaşlar olarak beraber durun, ve inanmayanlara: sizin kalifiye olmayan sorgulama ve farklı olma özgürlüğünüzü savunuyoruz.



Bizler Ümmet veya Hristiyanlığın bir parçası veya Seçilmişlerden biri olmadan önce; hepimiz şuur toplumunun üyeleriyiz ve seçim yapma hakkı olan insanlarız.



İmzalayanlar:




Ayaan Hirsi Ali
Magdi Allam
Mithal Al-Alusi
Shaker Al-Nabulsi
Nonie Darwish
Afshin Ellian
Tawfik Hamid
Shahriar Kabir
Hasan Mahmud
Wafa Sultan
Amir Taheri
Ibn Warraq
Manda Zand Ervin
Banafsheh Zand-Bonazzi







FORUM 3
(URGUPLU.YFORUM.NET)


Biz satmayız Sarımsak tarlasını böyle iki tokada!



Genç adamın biri,

Dermiş babasına her gün;

'Benim de dostlarım var, sendeki dost gibi'

Baba, itiraz eder,

Olmaz öyle çok dost, hakikisi

Belki bir, belki iki,

Fazlasını bulamazsın gerçek, hakiki...

Devam eder durur konuşma...

Aralarında başlar bir tartışma,

Karar verirler bir sınava,

Dostun hakikisini anlamaya...

Bir akşam bir koyun keserler,

Ve koyarlar çuvala.

Baba der ki oğluna,

'Hadi al bu çuvalı, şimdi götür dostuna'.

Çuvaldan kanlar damlamakta,

Sanki öldürmüşler de bir adamı,

Koymuşlar çuvala,

Dıştan böyle sanılmakta.

Delikanlı sırtlar çuvalı,

Gider en iyi bildiği dostuna, çalar kapıyı.

O dost, bakar ki bir çuvala hem de kanlı,

Kapar hızla kapıyı delikanlının suratına,

Almaz içeri arkadaşını,

Böylece tek tek dolaşır delikanlı,

Kendince tanıdığı, sevdiği dostlarını.

Ne çare, hepsinde de sonuç aynıdır.

Evlat geriye döner.

Ama içten yıkılır...

Babasına dönerek; haklıymışsın baba ' der.

Dost yokmuş bu dünyada ne sana, ne de bana.

Baba 'hayır Evlat 'der, benim bir dostum var bildiğim.

Hadi, çuvalı alda bir kerede git ona.

Genç adam, çuvalı sırtlar tekrar.

Alnından ter, çuvaldan kanlar damlar...

Gider, baba dostuna. Kabul görür, sevinir.

O dost, delikanlıyı alır hemen içeri.

Geçerler arka bahçeye.

Bir çukur kazarlar birlikte,

Çuvaldaki koyunu gömerler adam diye,

Üzerine de serpiştirirler toprak.

Belli olmasın diye dikerler sarımsak...

Genç adam gelir babasına;

'Baba, işte dost buymuş' diye konuşunca,

Babası; 'daha erken, o belli olmaz daha.

Sen yarın git O'na, çıkart bir kavga,

Atacaksın iki tokat, hiç çekinmeden ona,

İşte o zaman anlaşılacak, dostun hakikisi.

Sonra gel olanları anlat bana...

Genç adam, aynen yapar babasının dediğini,

Maksadı anlamaktır dostun hakikisini,

Babasının dostuna istemeden basar iki tokadı!

Der ki tokadı yiyen DOST;

Git de söyle babana, biz satmayız

Sarımsak tarlasını

Böyle iki tokada!



Sevilecek biri olmadığın zamanlarda bile Seni Sevmeli...

Sarılacak biri olmadığın zamanlarda bile Sana Sarılmalı...

Dayanılmaz olduğun zamanlarda bile Sana Dayanmalı...

Dost dediğin;

Bütün dünya seni üzdüğünde sana moral vermeli.

Güzel haberler aldığında seninle dans etmeli ve ağladığında, seninle ağlamalı...

Ama hepsinden daha çok;

Dost matematiksel olmalı;

Sevinci çarpmalı...

Üzüntüyü bölmeli...

Geçmişi çıkarmalı...

Yarını toplamalı...

Kalbinin derinliklerindeki ihtiyacı hesaplamalı...

Ve her zaman bütün parçalardan daha büyük olmalı...

İşi bitince seni bir tarafa atmamalı...



Mevlana


ABRAHAM LİNCOLN'ÜN ÖĞRETMENE MEKTUBU
Lincoln'ün öğretmene mektubunu Takvim yazarı Hakkı Yalçın yazdı:
Öğretmene mektup
"Öğrenmesi gerekli biliyorum, tüm insanların dürüst ve adil olmadığını.
Fakat şunu da öğret ona, her alçağa karşılık bir kahraman, her bencil politikacıya karşılık kendisini adamış bir lider vardır.
Zaman alacak biliyorum, fakat öğretebilirsen ona, kazanılan 1 doların, bulduğun 5 dolardan daha değerli olduğunu öğret.
Kaybetmeyi öğrenmesini öğret ona ve hemen de kazanmaktan keyif almayı.
Kıskançlıktan uzaklara yönelt onu.
Eğer yapabilirsen, sessiz kahkahaların gizemini öğret ona.
Bırak erken öğrensin, zorbaların görünüşte galip olduklarını.
Kitapların mucizelerini öğret.
Fakat ona sessiz zamanlar da tanı.
Gökyüzünde kuşların, arıların ve yemyeşil yamaçtaki çiçeklerin sonsuz gizemini düşünebileceği...
Okulda hata yapmanın, hile yapmaktan çok daha onurlu olduğunu öğret ona.
Kendi fikirlerine inanmasını öğret, herkes ona yanlış olduğunu söylediğinde bile...
Nazik insanlara karşı nazik, sert olanlara karşı daha sert olmasını öğret.
Herkes birilerine takılmış bir yöne giderken, kitleleri izleyemeyecek gücü vermeye çalış oğluma.
Tüm insanları dinlemesini öğret, fakat dinlediklerini gerçeğin eleğinden geçirmesini ve sadece iyi olanları almasını da... Eğer yapabilirsen, üzüldüğünde bile nasıl gülümseyeceğini öğret. Gözyaşlarında hiçbir utanç olmadığını...
Ve aşırı ilgiye dikkat etmesini.
Ona kuvvetini ve beynini en yüksek fiyatı verene satmasını, fakat hiçbir zaman kalbine ve ruhuna fiyat etiketi koymamasını öğret.
Uluyan bir insan kalabalığına kulaklarını tıkamasını öğret ve kendisinin haklı olduğuna inanıyorsa, dimdik dikilip savaşmasını öğret.
Ona nazik davran ama onu kucaklama, çünkü ancak ateş çeliği saflaştırır. Bırak sabırsız olacak kadar cesarete sahip olsun.
Ona her zaman kendisine karşı derin bir inanç taşımasını öğret.
Böylece insanlığa karşı da derin bir inanç taşıyacaktır."
Yıllara meydan okumak artık mümkün. Ama bunun için dikkat etmemiz gereken uzun bir liste var. Formsante dergisi, uzun yıllar sağlıklı ve zinde yaşamak için gereken 20 maddelik "yapılacaklar" listesine şubat sayısında yer verdi.

SEVGİLİ ÖĞRENCİLER YAPTIĞINIZ PERFORMANS ÖDEVLERİNİZE ÇOK GÜZEL KAPAKLAR YAPMAK İSTERMİSİNİZ BURAYA TIKLAYIN

TİZ OLMA,KIL, HER HALE TAHAMMÜL KIL
ALLAHA GÖNÜL KIL,TEDBİRİ BOZAR TAKDİR

KİM OLUR ZUR İLE MAKSUDUNA REH-YABI ZAFER
GELÜR ELBETTE ZUHURA NE İSE HÜKMİ KADER
HAKKA TEVFİZİ UMURET NE ELEM ÇEK NE KEDER
KIL SÖZÜM ARİF İSEN GUŞİ KABULE GEVHER
MİHNETİ KENDÜYE ZEVKETMEDİR ALEMDE HÜNER
GAMÜ ŞADİİ FELEK BÖYLE GELÜR BÖYLE GİDER.

TEVEKKÜLDÜR FAKİRİN KIBLEGAHI
KANAAT HOD HEMEN ALTIN OLUKTUR

ARKADAŞLAR TÜM TÜRKİYENİN İL İL BELGESELLERİNİ BULABİLİRSİNİZ

KARACAÖRENLİLERİN BULUŞMA NOKTASI HAYDİ KARACAÖRENLİLER BURADA MESAJLARINIZI YAYINLAYIN

DÜNYANIN NERESİNDE YAŞARSANIZ YAŞAYIN KARACAÖRENLİYSENİZ BURAYA BUYURUN

GÖZYAŞLARINIZ İÇİN LÜTFEN MENDİLLERİNİZİ HAZIRLAYIN

kafa dinlemek isterseniz bi deneyin

savaşçı karıncalar

TIKLA PİŞMAN OLMASSIN

GÜLPEMBE TIKLA VE KEYFİNE BAK

BÖYLE ÇARPMALAR BİZİM ZAMANIMIZDA YOKTU ÇOCUKLAR GERÇEKTEN ÇOK ŞANSLISINIZ.

tavsiye edilecek site mutlaka inceleyin

Arkadaşlar bu yıl öğretmenler olarak hazırlamamız gereken evraklar olduğu kadar öğrencilerimize de doldurtmak zorunda olduğumuz form ve evraklar var iş te bu evrakların matbu formları:
şifre : www.forumtr.com

BAYRAM YAKLAŞIYOR HERHALDE BÖYLE BİR BAYRAMLAŞMAK SEVDİKLERİNİZİ SEVİNDİRİR EMİN OLUN

ÇANAKKALEYİ HİÇ BÖYLE İZLEDİNİZMİ
TIKLAYIN GEÇ AÇILABİLİR BİRAZ SABIR

KALP ATIŞINI CANLI İZLEMEK İSTERMİSİNİZ İŞTE.....

M.AKİF ERSOY -SAFAHAT YAZILI VE SESLİ Herkesİn Bİlgisayar Arşivinde Bulunmasi Lazim 1. PART ŞİFRE:hakses

M.AKİF ERSOY -SAFAHAT YAZILI VE SESLİ
2.PART ŞİFRE: hakses

KALITELI YAŞAMANIN 20 SIRRI
1- Uzman bir doktorunuz olsun: "En iyi tedavi, hasta olmamayı sağlamaktır" görüşü, günümüzde doktorların sloganı oldu. Yani, doktorlar hastalıkları daha belirti vermeden önlemek gerektiği konusunda hemfikirler. Bunun en etkili yolu ise check-uptan geçmek.
2- Check-up programı oluşturun: 20 yaşındaysanız, bir kez diyabet ve kolesterol ölçümü yaptırmalısınız. 30-40 yaş grubundaysanız, kolesterol ölçümünü iki yılda bir tekrarlamanız gerekiyor. Risk faktörü taşıyorsanız, diyabet testinizi de her 3 yılda bir tekrar etmelisiniz. Aktif cinsel hayata başlayan her kadın, 20 yaşından itibaren yılda bir kez pap smear testi yaptırmalı, 40 yaşından itibaren de yılda bir mamografi çektirmeli. Birinci derece akrabalarınızda meme kanseri varsa, daha sıkı takip altında olmalısınız.
3-Aşılarınızı yaptırın: Uzmanlar yetişkinlerin her 10 yılda bir difteri ve tetanos aşılarını tekrar etmeleri gerektiğini belirtiyorlar. Kronik hastalığı olanlar ve 60 yaşın üzerindekiler de sonbahar mevsiminde grip aşılarını mutlaka yaptırmalılar.
4-Genetik riskinizi araştırın: Uzmanlar osteoporoz, meme kanseri ve diyabet gibi pek çok hastalıkta genetik etkenlerin büyük rol oynadığına dikkat çekiyor. Riskli gruba giriyorsanız, nasıl bir önlem almanız gerektiğini doktorunuza danışın.
5-Beslenmenize dikkat edin: Bilimsel çalışmalar, beslenmedeki belirli düzenlemelerle kalın bağırsak ve mide kanserlerinin yüzde 90ını, meme ve pankreas kanserlerinin ise yüzde 50sini önlemenin mümkün olduğunu ortaya koyuyor. Bunun için antioksidan besin unsurlarından beta karoten, C ve E vitaminleri ile selenyum içeren besinleri bolca tüketmeniz gerekiyor.
6-Fazla kilolarınıza savaş açın: Uzmanlar kadınların beden kitle indekslerinin 19-24 değerleri arasında olması gerektiğine dikkat çekiyorlar. Bel çevresini kalça çevresine böldüğünüzde çıkan sonuç 0.85in altında olmalı..
7-Yürüyün ya da bisiklete binin: Sağlığınız için bu tarz egzersizleri haftada en az 3 kez 30ar dakika yapın.
8 Sigara içmeyin: Uzmanlara göre, "Hiçbir şey, sigaradan kaçınmanız kadar sağlığınız üzerinde olumlu etki yaratamaz".
9- Yeşil çay ve nar suyu için: Yeşil çayın kötü kolesterol, yüksek tansiyon gibi kalp hastalığı risk faktörlerini azalttığı, yapılan çalışmalarla ortaya konmuş. Nar suyu da kolestrolü, kan şekerini dengeliyor, bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
10- Seks ve uyku mutlaka olsun: Seks kan dolaşımını canlandırdığı gibi pek çok hastalığı da önleyebiliyor. Aynı şekilde düzenli uyku da sağlığınız için birebir. Uzmanlar 6-8 saatlik uyku süresinin genellikle yeterli olduğunu belirtiyorlar.
11- Vitaminleri bilinçli kullanın: C vitamini, bağışıklık sistemimizi güçlendirerek bizi hastalıklardan koruyor. Çinko, bağışıklık sisteminin güçlenmesinde en önemli rol oynayan mineral olarak kabul edilirken, A vitamini de dokuların enfekte olmasını önlüyor.
12- Her gün süt için: Kemiklerin yapımında rol oynayan kalsiyumun günlük takviyesi için bu çok önemli. Uzmanlar, 40 yaşından sonra herkesin 500 mg. kalsiyum alması (süt ürünü tüketmiyorsanız 1000 mg) gerektiğine dikkat çekiyor. D vitamini içeren preparatlar, kalsiyum takviyesi için ideal. Ancak yan etkilere yol açmaması için önce kalsiyum değerinizi ölçtürmelisiniz.
13- Selenyum ve E vitaminiyle gençliğinizi koruyun: Selenyum, antioksidan özelliği sayesinde uzun yıllar genç kalmamıza yardımcı oluyor. Özellikle kan hücrelerinin zarar görmesini önlüyor. Hücrelerin, dolayısıyla dokuların yaşlanma sürecini yavaşlatıyor. Kanser oluşmasını önleyici etkisi de var. E vitamini de yaşlanmayı geciktirmenin yanı sıra bağışıklık sistemini güçlendiriyor.
14- Kalbiniz için Omega-3 alın: Uzmanlar, balık sevmiyorsanız, Omega 3 yağ asidi içeren preparatlardan kullanmanızı öneriyorlar.
15- Her gün bir Aspirin kullanın: Her gün alınan bir Aspirin, kalp damar hastalıklarına karşı koruyucu etki gösteriyor.
16- Bugünü yaşayın: Uzmanlar, geçmişlerinden pişmanlık duyan kişilerin diğerlerine göre yaklaşık yüzde 25 daha fazla ölüm riski altında olduğunu ve pozitif kişilerden en az iki sene daha az yaşadıklarını belirtiyorlar.
17- Özgüveninizi besleyin: İlerleyen yaşla egomuz da gelişiyor ama özgüvenimizi sık sık tazelememizin de bir sakıncası yok.
18- Sevdiklerinize zaman ayırın: Sosyal ilişkilerimiz sağlığımız üzerinde çok önemli bir rol üstleniyor. Ne kadar çok güvendiğiniz arkadaşınız varsa, uzun yaşama şansınız da o kadar yüksek.
19- Stresle baş etmeyi öğrenin: Özellikle kalp damar hastalığımız varsa, stres çok tehlikeli tablolar oluşturabiliyor. Kronik stres ise hücrelerin hızla yaşlanmasına neden olabiliyor.
20- Kahkahalar atın: Gülerken stres hormonlarının üretimi kısıtlanıyor ve bağışıklık sistemi güçleniyor. Ayrıca akciğerlerden daha fazla karbondioksidin atılması sağlanıyor.
Ömrü uzatmanın yolları:
-Mutlu bir evlilik hayatınız olsun
-Sosyal ve kültürel değişimlere uyum sağlayın
-Çevrenizle iyi bir iletişim kurun
-Hobilere sahip olun
-Sağlığınıza dikkat edin
-Gününüzü en iyi şekilde doldurun
-Etrafınızda olan bitenle ilgilenin
-Doğru ve bilinçli beslenin
-Fiziksel aktiviteyi ihmal etmeyin

ZEKI ÇOCUK IÇIN BALIK TAVSIYESI
İngiltere'de yapılan bir araştırmaya göre, hamilelik sırasında düzenli balık ve deniz ürünleri tüketen kadınların çocukları, zihinsel ve sosyal beceriler açısından, akranlarına göre daha ileri düzeyde bulunuyor.

Cıvadan kaçınmak için hamilelerin sınırlı miktarda deniz ürünü tüketmesi önerisine ters düşen araştırma, haftada 340 gramdan fazla balık veya deniz ürünü tüketen kadınların çocuklarının, daha zeki ve daha yetenekli olduğunu ortaya koyuyor.

İngiltere'nin Bristol kentinde 11 bin 875 kadının yemek alışkanlıkları izlenerek yapılan araştırmada, yüksek oranda deniz ürünü tüketen annelerin çocuklarına oranla, deniz ürünü tüketmeyen annelerin çocuklarının yüzde 48 daha düşük sözel IQ derecesine sahip oldukları belirlendi. Uzmanlar, hamilelere özellikle omega-3 açısından zengin balıkları tüketmelerini öneriyorlar.

s_n_f-1.jpg

nevsehir.jpg

İLGINÇ SORULAR VE BILIMSEL CEVAPLARI
Yaşadığımız evren sırlarla dolu ve her geçen gün bunlardan birine şahit oluyoruz. Yada zaten varlığından haberdar olduğumuz bir olayın nasıl ve nedenini sorgulamaya başlıyoruz. Örneğin Lotoda tek kupon ile 6 bilme olasılığı nedir?
Rüyada gördüklerimiz yatmadan önce düşündüklerimiz ile bağlantılı mıdır?
Rüyalara dair bugüne dek psikoloji literatüründe pek çok kuram süregelmiş.
A) PSİKODİNAMİK :görüşün babası Freud rüyaların, bilinçaltımızdaki düşünce, his ve isteklerin su yüzüne çıkabildiği bir pencere olduklarını düşünüyor. Çocukluğumuza kadar uzanan ve bilinçaltımıza ittiğimiz, bastırdığımız ve kökeninde cinsel arzularla öfke barındıran bu his ve isteklerle rüyalarımız yoluyla yüzleşebiliyoruz. Freud rüyaları ikiye ayırıyor:
1.) GİZİL ANLAMLI RÜYALAR: Bu rüyalar sembolik anlamlar taşıyor ki Freud'a göre psikolojik yorumların bu rüyalar üzerinden yapılması gerekiyor.
2.) GÖRÜNÜR İÇERİKLİ RÜYALAR: Bu rüyalarsa günlük hayatımızda duyduğumuz, yaşadığımız olaylarla bağlantılı olarak gördüğümüz rüyaları oluşturuyor.
B) Bilişsel görüşse, rüyaların uyanıkken aklımızı kurcalayan kaygı ve düşünceleri içeren zihinsel işleyişlerin bir sonucu olduğunu düşünüyor. Diğer bir deyişle, rüyaların yalnızca bir düşünce biçimi olduğunu savunuyor. Öyle ki, rüyaların bazen gün içinde çözümünü bulamadığımız kimi soru ve sorunlara çözümler üretebileceğimiz dönemler olduğunu öne sürüyor.Kuramlar elbette ki bu ikisiyle sınırlı değil. Ancak sorunuzun yanıtına eğilen iki ana kuram psikodinamik ve bilişsel kuramlar. Haliyle, Psikodinamik yaklaşıma göre yatmadan önce düşündüklerimiz, günlük hayat sırasında aklımızı kurcalayan sorun ya da olaylar gördüğümüz rüyaların yalnızca bir kısmını açıklıyor. Kimi rüyalarımızsa daha kapalı ve sembolik anlamlar içeriyor. Bilişsel görüşe göreyse bu düşünceler rüyaların hemen hemen tümünü açıklamakta yeterli.
UÇAKLAR YÜKSEK İRTİFADA ARKALARINDA NEDEN BEYAZ İZ BIRAKIR?
Uçakların egzosundan çıkan yakıt artığı gazların yanısıra bir miktar su buharı da bulunur. Su buharı yüksek irtifalardaki soğukta yoğuşarak buz kristallerine dönüşür. Yüksekten uçan uçakların arkalarında bıraktıkları beyaz izler, bu kristallerden oluşur.
TOPRAK SOLUCANI İKİYE BÖLÜNDÜĞÜNDE YAŞAMAYA NASIL DEVAM EDİYOR?
Bu olayın adı rejenerasyon, yani dokuların kendi kendini yeniden oluşturarak tamamlaması. Sanıldığının aksine, bir toprak solucanı ortadan ikiye bölündüğünde iki solucan halinde yaşamaya devam etmiyor. Örneğin bir kuş tarafından kuyruk bölgesi kopartılan toprak solucanı, kuyruk bölümünü yeniden geliştiriyor. Ancak, kopan kuyruk bölümü yeni bir solucan olarak gelişmiyor.
Pİ SAYISI ADINI NEREDEN ALIR?
Pi sayısı, adını çevre uzunluğu demek olan perifer sözcüğünün başharfi olan p harfinin, Yunan alfabesindeki sembolüdür.
LOTODA TEK KUPON İLE 6 BİLME OLASILIĞI NEDİR?
Lotoda altı bilme olasılığı 49x48x47x46x45x44 'te birdir.
İKİ KİŞİ SAYISAL LOTO OYNUYORLAR. BİRİNCİ KİŞİ HEP AYNI RAKAMLARLA;İKİNCİ KİŞİ İSE HEP RAKAMLARINI DEĞİŞTİREREK OYNUYOR. BU İKİ KİŞİNİN KAZANMA ORANLARI AYNI MIDIR YOKSA FARKLI MIDIR?
İki kişinin de kazanma olasılığı aynıdır. Çünkü sayısal loto da her hafta diğer haftalardan bağımsız olaydır. Ayrıca bu hafta çıkacak 6 sayı grubu geçen haftaki ile aynı olabilir ya da tamamen farklı bir grup olabilir. Görünüşte bize gecen haftakinin aynısı gelmesi daha zor gibi görünse de bu bir yanılgıdır. Bu hafta hepsinin olasılığı da aynı ve 0,000000071551123 tür, hiçbir altılı grubunun(devamlı oynanması gibi) bir ayrıcalığı yoktur.
ELEKTRİKTE NEDEN BAKIR TEL KULLANIYORUZ, ALTIN TEL KULLANSAK NE OLUR?
Bir kere üretilen gücün birim maliyeti ve dolayısıyla aylık elektrik faturanız çok daha yüksek olur. Bakırın kullanılması icin bir baska pratik neden: Altın yerkabuğunda çok daha ender bulunan bir metal. Bir yerde, tüm dünyada çıkartılmış ve rafine edilmiş altın stokunun 400-500 ton civarında olduğunu okumuştum. Elektrik santrallerinde üretilen gücü evlerimize, işyerlerimize ulaştıran şebekede kullanılan bakır tellerin uzunlugunun yalnızca ulkemizde on binlerce kilometre oldugunu dusunursek, bu stokun ne kadar yetersiz kalacağı açık.
KAYNAK SULARIN YERYÜZÜNE ÇIKTIĞINDA NEDEN BERRAK OLDUĞUNU MERAK EDİYORUM?
Bildiğiniz gibi, kaynak suları yerüstü sularının (yağmur kar vb) yeraltına sızmasıyla oluşur. Bu sular yeraltındaki kayaçlar içinde akarken özellikle kil mineralleri tarafından temizlenir (doğal yoldan filtre edilir. Bilirsiniz eskiden kimyasal temizleyiciler yokken lekeler kille çıkarılırdı (lekeci kili).
SIFIR, TEK SAYI MIDIR YOKSA ÇİFT SAYI MIDIR?
Bu soruya cevap vermeden önce tek ve çift sayı kavramı üzerinde durmamız gerekiyor. Matematikte kavramlar söz konusu olduğunda tahmin edebileceğinizden daha fazla farklı fikirle karşılaşırsınız. Ancak bu tek ve çift sayı konusunda matematikçilerin büyük bir kesiminin ortak bir kararı olduğunu görebiliriz. Tanım şu şekilde yapılmıştır: İki ile bölündüğünde sıfır kalanını veren sayılara çift sayılar, bir kalanını veren sayılara da tek sayılar denir. Bu tanıma göre iki ile bölündüğünde sıfır kalanını veren sıfır sayısı bir çift sayıdır.